AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARI IŞIĞINDA

 'iFADE ÖZGÜRLÜĞÜ'

  

Düşünce ve düşündüklerini ifade etme özgürlüğü, demokratik süreçte önemli bir yer tutmaktadır. Yeni ve daha iyi fikirlerin ortaya çıkmasının zeminini ifade özgürlüğü oluşturmaktadır. Birbirinden farklı çeşitli fikirlerin olması ve bunların tartışılması bireylere farklı düşünceler arasında seçim yapma olanağı sunmaktadır. İfade özgürlüğünün varlığı halinde ancak kişiler, kendi düşüncelerinin doğru veya yanlış olduğunu test edebilirler.

Demokratik bir toplumda, ifade özgürlüğü yöneticilerin veya kamu makamlarının hoşuna gidecek şeyleri söyleme hakkı değil, her türlü düşünceyi serbestçe açıklama özgürlüğüdür.

Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 10. maddesi ifade özgürlüğünü şu şekilde düzenlenmektedir;

1) Herkes, görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğünü, kamu otoritelerinin müdahalesi olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon veya sinema işletmelerini bir izin sistemine bağlı tutmalarına engel değildir.

2) Kullanılması ödev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler; demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, ülke bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, asayişsizliğin veya suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının ün ve haklarının korunması, gizli kalması gereken haberlerin yayılmasına engel olunması, veya yargı organının otorite ve tarafsızlığının sağlanması için kanunla öngörülen bazı usullere, şartlara, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.

10. maddenin, Sözleşmenin en temel ve en önemli hükmünü içerdiği genelde kabul edilmektedir. Yeniden yapılanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ilk karanı, ifade özgürlüğüne verdiği önemi sembolik olarak göstermek amacıyla, ifade özgürlüğü ile ilgili olarak vermiştir.

Sözleşme Tarafından Güvence Altına Alınan İfade Özgürlüğü

İfade özgürlüğü ve ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaları anlamak için bu hakkın doğası, gerekçeleri, temeli ve kapsamı açıklıkla ortaya konulmalıdır.

İfade özgürlüğünün kapsamı nedir? 10. Madde sadece yazılı basınla değil, aynı zamanda görsel basınla da ilgilidir. Her türlü mesaj (ticari reklam içerenler de dahil) bu maddenin güvencesi altındadır. ifadeyi iletmek için kullanılan vasıtalar, radyo ve televizyon gibi araçlarda güvence sistemi içindedir. İletilen bilginin içeriği siyasi, kültürel, ekonomik, ticari, artistik vs. olabilir.

Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi kararları ifade özgürlüğünün temel prensiplerini ortaya koymuştur. Bu temel ilkeler şu şekilde ifade edilebilir:

lİfade özgürlüğü demokratik toplumun temel taşlarından birisidir. Bu açıdan basın, hukuk devletinde öncü rol oynar (The Prager and Oberschlick)

lİfade özgürlüğü, sadece onaylanan veya incitici olmayan görüş ve bilgilerin açıklanmasını değil aynı zamanda inciten, şok eden, rahatsızlık veren düşüncelerin açıklanmasını da içerir. Çünkü, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik olmadan demokratik toplum olamaz.

lİfade özgürlüğü genel konularda görüş açıklanmasını olduğu kadar siyasi konularda bilgi ve görüş açıklanmasını da kapsar.

lBasın organlarının bilgi ve düşünce aktarma özgürlükleri olduğu kadar, toplumunda bilgi ve düşünceleri alma hakkı vardır.

lDevlet yetkililerinin içinde bulunduğu üstün konum nazara alındığında, kendilerine karşı yöneltilen eleştirilere karşı ceza hukuku müeyyidelerini kullanma konusunda hassas davranmaları gerekir. Demokratik bir toplumda, yetkililer tahrik edici ve hakaret edici nitelik taşısa bile, eleştirileri edebilmelidir.



İfade Özgürlüğünün Sınırları

İlk olarak, Müdahale demokratik toplumda gerekli olmalıdır. Bir siyaset etiği kuralı olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ile sınırlandırma uyumlu olmalıdır. Demokratik toplumun gerekleri sınırlandırmanın kabul edilebilirliği konusunda önemli bir kriterdir. Demokratik toplum kriteri, Sözleşmenin en orijinal kriteri olarak kabul edilmektedir; Sözleşmenin önsözünde yer almakta ve Sözleşmenin genel yapısının önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

İkinci olarak, sınırlama kanunla belirlenmiş olmalıdır. Kanunla belirlenmiş olma, kanunların öngörülebilirliği ve ulaşılabilirliği ile ilgilidir. Kanunların kalitesi denetim konusu yapılmaktadır. İnceleme konusu yapılan olayda uygulanan yasal kurallarla ilgili olarak vatandaşın yeterli bilgi sahibi olması ulaşılabilirlik açısından gereklidir. Öngörülebilirlik ise vatandaşların davranışlarını ona göre ayarlamalarına imkan sağlayacak ölçüde kuralların açıklıkla formüle edilmesidir. Davranışlarının sonuçlarını vatandaşlar öngörebilmelidir (Sundey Times Davası).

Sınırlamanın gerekliliği ve meşru amaç, orantılılık ilkesine yol açmaktadır. Ulaşılmak istenen meşru amaçla ifade özgürlüğünün sınırlandırılması orantılı olmalıdır.

Sözleşmede düzenlenen hakları yaşama geçirmek devletlerin yükümlülüğü olduğundan dolayı 10. Maddenin ikinci fıkrası bu sınırlamalarla ilgili olarak devletlere belli bir takdir yetkisi alanı tanımaktadır. 10/2 deki amaçlara göre, takdir yetkisinin alanı farklılık göstermektedir.

İfade Özgürlüğü İhlal Kararları

De Becker / Belçika Davası, 27 Mart 1962

Belçika' da yayınlanan Le Soir gazetesinin yayıncısı, gazeteci yazar Raymond De Becker, savaş sırasında Alman kuvvetleriyle işbirliği yaptığı gerekçesiyle Brüksel Savaş Konseyi tarafından 1946 yılında ölüm cezasıyla cezalandırılmıştır. Mahkumiyet hükmünde Belçika Ceza Kanununun 123. Maddesi gereği, Becker bazı haklardan da mahrum edilmiştir.

Olay Komisyon tarafından incelenerek karara bağlanmıştır. Belçika Ceza Kanununun söz konusu hükmünün Sözleşmenin 10. Maddesini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Sözleşmenin 10. Maddesi çerçevesinde savaş süresiyle kısıtlı olmak üzere siyasi fikirleri yayınlama yasağı getirilebilir olmakla birlikte somut olayda söz konusu madde ile konulan yasaklar, demokratik toplumun gerekleri ile bağdaşır bulunmamıştır.

Sunday Times / İngiltere Davasıl, 26 Nisan 1979

Hamile kadınlar tarafından kullanılan bir ilacın bebeklerin sakat doğmasına yol açtığı gerekçesiyle ilaç firması aleyhine tazminat davaları açılmıştır. Yargılama devam ederken Sunday Times gazetesi, ilacın yol açtığı faciayı ayrıntıları ile yayınlayacağını okuyucularına duyurmuştur. Görülmekte olan davayı etkileyeceği gerekçesi ile ilaç firması tarafından yapılan başvuru üzerine söz konusu yayın yasaklanmıştır. Olayı inceleyen Divan, demokratik bir toplumda uyuşmazlıkların yargı organlarınca tartışılarak çözümlenmesinin, bunların özel yayınlar veya basın gibi başka forumlarda tartışılmasına engel teşkil etmeyeceğine işaret ederek konulan yayın yasağının 10. maddenin ihlali olduğu kararını vermiştir.

Barthold / Almanya Davası, 25 Mart 1985

Bir veterinerin hayvanlara acil yardım servislerinin durumu ile ilgili olarak basınla yapmış olduğu röportajdan dolayı reklam yaptığı gerekçesiyle meslektaşları tarafından şikayet edilmesi üzerine Veterinerler Birliği, bu tür röportajlardan kaçınması konusunda veterineri ihtar etmiştir. Konuya ilişkin Alman mevzuatından veterinerin şikayetçi olması üzerine Divan, bir meslek mensubunun kamuya açıklama yapmasının engellenmesinin 10. Maddenin ihlali olduğu kararını vermiştir.

Oberschlick / Avusturya Davası, 23 Mayıs 1991

Avusturyalı bir politikacının işlediği iddia edilen suçlar hakkında bir dergide bazı bilgiler yayınlanması üzerine yazar mahkum edilmiş, dergi toplatılmış ve toplatma kararının derginin bir sonraki sayısında yayınlanmasına karar verilmiştir. Olayı inceleyen, Divan, ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun temelini oluşturduğunu, bireyin kendisini geliştirmesinin vazgeçilmez bir şartı olduğunu ve ifade özgürlüğün yalnız toplumda beğenilen fikir ve düşünceler açısından değil, toplumu sarsan ve şoka uğratan fikirler açısından da geçerli olduğu şeklindeki klasik görüşünü tekrar ifade ettikten sonra, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

Herczegfalvy / Avusturya Davası, 24 Eylül 1992

Gözaltında bulunduğu ve psikiyatri tedavisi gördüğü süre boyunca bilgi almasına izin verilmeyen ve haberleşmesi engellenen kişinin ifade özgürlüğünün ihlal edilmiş olduğuna karar verilmiştir.

Vereinigung Demokratischer Soldaten Österreichs ve Gubi /Avusturya Davası, 19 Aralık 1994

Avusturya'da askeri bir kışlada bir askeri gazetenin dağıtımının yasaklanması, ifade özgürlüğünün ihlali olarak karara bağlanmıştır.



De Haes ve Gijsels / Belçika Davası, 24 Şubat 1997

Birkaç hakimin itibarını sarstıkları gerekçesiyle iki gazetecinin tazminat ödemeye mahkum edilmesi, ifade özgürlüğünün ihlali olarak hükme bağlanmıştır.



İncal / Türkiye Davası, 9 Haziran 1998

Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan bir partinin il teşkilatı yönetim kurulunun bir üyesi tarafından, partinin il teşkilatının yoksul insanların yaşadığı alanda güvenlik birimlerince alınan önlemleri eleştiren bir bildiri dağıtma kararı alması üzerine, hazırlanan bir bildiride belli bir etnik grubun şehirden uzaklaştırılmak istendiği, bu kişilerin doğum yerlerine dönmeye zorlandığı, kamu makamlarının söz konusu etnik grubu sosyal hayattan dışlanması gerektiğine ilişkin propaganda yaptığı ifade edilmiş ve bu uygulamalara karşı direniş çağrısı yapılmıştır. Bildiri savcılıkça toplatılmış ve bildiriyi hazırlayan kişi, devleti terörist olarak tanımladığı, vatandaşlar arasında ayrımcılık yaptığı gerekçesi ile "halkı kasten kin ve düşmanlığa tahrik ve yasa dışı metotlar kullanmaya teşvik etmekten" dolayı hapis cezasına mahkum edilmiştir. Divan, bildirinin mahalli idarenin özellikle sokak esnafına karşı almış olduğu bazı tedbirlere eleştirmekte olduğu; olayın geçtiği şehrin halkını ilgilendiren gerçek olaylara dayandığı, uygulamalara karşı direniş yapılması çağrısının şiddet içermediğini belirterek ifade özgürlüğünün cezai tedbirle sınırlandırılmış olmasının ifade özgürlüğünün ihlali olduğu kararını vermiştir.



Hertel / İsviçre Davası, 25 Agustos 1998

Mikro dalga fırında hazırlanan yiyeceklerin insan sağlığı açısından tehlikeli olduğuna ilişkin bir makalesi yayınlanan kişinin aynı şeyleri tekrar ifade etmesinin yasaklanması, ifade özgürlüğünün ihlali olarak hükme bağlanmıştır.



Fressoz ve Roire / Fransa Davası, 21 Ocak 1999

Haftalık bir dergide Peugeot araba şirketinin genel müdürünün maaşının detaylarının yayınlanması üzerine maliye Bakanlığı gelir vergisi vergi iade dokümanlarına izinsiz sahip olunduğu gerekçesiyle ilgililer hakkında mahkumiyet hükmü verilmesi, ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirilmiştir.



Ceylan / Türkiye Davası, 8 Temmuz 1999

Haftalık bir gazetede bir işçi sendikası genel başkanı tarafından yayınlanan bir makalede Kürt halkının Türkiye' de baskı altında tutulduğunun, öldürüldüğünün ve susturulduğunun iddia edildiği gerekçesiyle "halkı din, dil ırk ayrımı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçu işlediğinden dolayı hapis ve para cezasına çarptırılmıştır. Olayı değerlendiren mahkeme; dava konusu yazının siyasi bir konuşma olduğu; ülkenin bir bölümündeki şiddetin dinmemesinin sebeplerin açıklamaya çalışıldığı yazıda kullanılan dilin sert olmakla beraber, kişileri şiddete veya silahlı ayaklanmaya teşvik etmesinin söz konusu olmadığı; uygulanan önlemin yazarın sendikadaki işini kaybetmenin yanında bazı siyasi ve medeni haklarını kaybına da yol açmasından dolayı oldukça ağır olduğu tespitini yaparak ifade özgürlüğünün ihlal edildiği hükmünü vermiştir.



Sürek / Türkiye Davası (No:2), 8 Temmuz 1999

Haftalık bir derginin, bir grup eski milletvekilinden oluşan bir grubun terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı bir bölgede gerçekleştirdikleri Ziyaretler üzerinde düzenledikleri basın toplantısında açıklanan bilgilere yer verirken terörle mücadelede görev yapan emniyet müdürünün ve jandarma komutanının adına da yayınlaması, terörle mücadele eden kolluğun kimliğini açıklayarak hedef haline getirme olarak değerlendirerek Derginin sahibi para cezasına çarptırılmıştır. Olayı değerlendiren Divan, haberde yer alan bilgiler, emniyet müdürünün ve jandarma komutanın söylediklerinin aktarılması olduğunu; yetkilerin kötüye kullanılması durumunda toplumun kötüye kullanılan yetkinin içeriği ile birlikte, yetkilerini kötüye kullanan kişilerin isimlerini de bilme hakkı olduğu; haberin diğer gazetelerde de aktarılmış olması dolayısıyla yeni bir bilgi içermediği; aynı haberden dolayı diğer gazeteler hakkında herhangi bir işlem yapılmadığı tespiti yaparak ifade özgürlüğüne müdahalenin Sözleşmenin 10. maddesinin ihlali olduğu hükmünü vermiştir.



Sürek / Türkiye Davası (No:4), 8 Temmuz 1999

Haftalık bir dergide bir süre sonra olabilecek birtakım olaylar hakkında spekülasyon içeren ve bir terör örgütünün siyasi kanat temsilcisi ile yapılan röportaja yer verilmesi üzerine dergi toplatılmış ve "devletin bölünmez bütünlüğü aleyhine propaganda yapmak" suçunu işlediği gerekçesiyle dergi sahibi para cezasına çarptırılmıştır. Olayı inceleyen Divan, haberde yer alan ifadelerin şiddeti daha da arttırmaya yönelik bir çağrı niteliği taşımadığı; halkın olayları değişik bir perspektiften öğrenme hakkının olduğu tespiti yapılarak uygulanan tedbirin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna varmıştır.



Dalban / Romanya Davası, 28 Eylül 1999

Kamuya mal olmuş bazı kimselerin yolsuzluğa bulaştığına ilişkin yayın yapması üzerine bir gazetecinin mahkum edilmesi ifade özgürlüğünün ihlali olarak hüküm kurulmuştur.



Fuentes Bobo / İspanya Davası, 29 Şubat 2000

Bir televizyon kanalında program yapan bir kişinin çalıştığı televizyon kanalının yönetimini eleştirmesi nedeniyle işine son verilmesi, ifade özgürlüğünün ihlali olduğu hükmü verilmiştir.



İfade Özgürlüğü İhlali Bulunmayan Kararlar

Glasenapp ve Kosiek / AlmanyaDavası, 28 Ağustos 1986

Almanya'da kamu görevlisi olarak atama yapılabilmesi için Anayasaya bağlı kalma yemini etme yükümlülüğünün bulunması, ifade özgürlüğünün ihlali bulunmamıştır.

Barfod / Danimarka Davası, 22 Şubat 1989

İki stajer hakimi bir gazete yazısında küçük düşürdüğü gerekçesiyle başvurucunun para cezasına mahkum edilmesi, ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirilmemiştir.



Casede Coca / İspanya Davası, 24 Şubat 1994

Bir avukatın düzenli olarak gazete ve dergilere, bürosunun ilanını vermesi ve çeşitli ticari işletmelere mektuplar yazması üzerine bağlı bulunduğu baro, avukat hakkında disiplin işlemleri uygulamıştır. Davayı inceleyen Divan, baro üyelerinin ticari işletmelerle bir tutulamayacağı, baroların yargı organı ile toplum arasında aracı kurum niteliğinde olduğu, mensuplarının ilan vermeleri ve reklam yapmaları konusunda kısıtlama yapabileceği değerlendirmesinde bulunarak ifade özgürlüğünün ihlal edilmediği hükmünü vermiştir.



Schöpfer / İsviçre Davası, 20 Mayıs 1998

Bir müvekkilin göz altına alınmasıyla ilgili olarak düzenlediği basın toplantısında yargıyı eleştiren avukata bağlı bulunduğu Baro tarafından disiplin cezası verilmesi, ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirilmiştir.



Rekvenyi / Macaristan Davası, 20 Mayıs 1999

Rütbeli emniyet mensuplarının siyasi partilere katılmalarını ve siyasi faaliyetlerde bulunmalarının yasaklanması, ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirilmemiştir.



Akkoç / Türkiye Davası, 10 Ekim 2000

Bir eğitim sendikası başkanının, eğitimden sorumlu bir bürokrat ile yaptığı bir toplantı hakkında bir gazeteye verdiği beyanatta, öğretmenlerin gözaltında iken sözlü olarak taciz edildiğini ve bazen de polis tarafından saldırıya uğradığını belirtmesi nedeniyle mesleği ile ilgili konularda izinsiz basına açıklama yapmaktan dolayı meslekte ilerlemesinin bir yıl süre ile durdurulması cezası verilmiştir. Danıştay, memurun basına açıklama yasağının kendi görev ve yetki alanı ile ilgili konularla sınırlı olduğunu, söz konusu olayda, memurun açıklama yaptığı konuların günlük herkesi ilgilendiren konular olduğunu, memurun görev alanına girmeyen konularda kişisel fikrini açıklamasının suç oluşturmayacağına karar vermiştir. Ancak, verilen disiplin cezasının kaldırılması süreci altı yılda sonuçlanmıştır

Esas Hakkında Karar Verilmeyen Davalar

Guerra /İtalya Davası, 19 Şubat 1998

Yakında bulunan bir kimya fabrikasında yangın olması durumunda halkın nasıl davranacağı ve mevcut olan riskler konusunda yerel halka bilgi sunulmaması olayının ifade özgürlüğü ile bir ilgisi bulunmadığı kararı verilmiştir.



Sonuç

Hayatımız boyunca aile, mahalle, kulüpler, sivil toplum örgütleri, işyerleri, devlet gibi çeşitli, grup veya örgütlenmelerin üyeleri olarak yaşamaktayız. En küçüğünden en büyüğüne tüm bu yapılanmalarda örgütlenmenin hedefi, takip edilecek metotlar, üyeler arasında sorumluluk ve nimetlerin dağılımı gibi konularda ortak kararlar alınması gerekir. Örgütlenmeleri bütün olarak etkileyen kararların örgütlenmenin tüm üyeleri tarafından alınması ve karar alma mekanizmasında herkesin eşit haklara sahip olması idealini, demokrasi ifade etmektedir.



Düşünce ve düşündüklerini ifade etme özgürlüğü, demokratik süreçte önemli bir yer tutmaktadır. İfade özgürlüğünün sınırlandırılması ,diğer bir çok özgürlüğün dolaylı olarak sınırlandırılması sonucu doğurmaktadır.Bundan dolayı, ifade özgürlüğünün demokratik bir sistemin ön şartı olduğu ifade edilebilir.

İfade özgürlüğünün kullanılmasında basının çok önemli bir işlevi bulunmaktadır. İfade özgürlüğü, basının bilgi ve yorum aktarmasını güvence altına aldığı gibi bireylerin bu bilgi ve yorumları öğrenme hakkını da güvence altına alır.



Yeni ve daha iyi fikirlerin ortaya çıkmasının zeminini ifade özgürlüğü oluşturmaktadır. Yeni düşünce ve taleplerin dile getirilmesi, mevcut sistemin kusurlarını ortaya çıkarmakta, yanlış uygulamaların ortadan kaldırılmasını sağlayarak toplumsal gelişmeye katkıda bulunmaktadır. Birbirinden farklı çeşitli fikirlerin olması ve bunların özgürce tartışılması, bireylere farklı düşünceler arasında seçim yapma olanağı sunmaktadır. İfade özgürlüğünün tanınması halinde ancak kişiler kendi düşüncelerinin doğru veya yanlış olduğunu test edebilme imkanına sahip olmaktadır. Demokratik bir toplumda, ifade özgürlüğü, yöneticilerin veya kamu makamlarının hoşuna gidecek şeyleri söyleyebilmeyi değil, her türlü düşünceyi serbestçe açıklamayı ifade eder.

İfade özgürlüğü, demokratik toplumum temel taşlarından biri olmasına rağmen mutlak bir özgürlük değildir. Belirli durumlarda ifade özgürlüğü Sözleşmeye taraf devletlerce kısıtlanabilmektedir. Bu durumların neler olduğu Avrupa İnsan hakları Sözleşmesinde ifade edilmiştir. Taraf devletlerin ifade özgürlüğünü sınırlandırmasının yerinde olup olmadığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından denetlenmektedir.



Ulusal güvenliğin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve terörle mücadele amacıyla ifade özgürlüğü sınırlanabilir. Ancak anılan gerekçelerle yapılan sınırlama, ulaşılmak istenen amaçla kullanılan vasıta arasında bir orantılılık olması ve sınırlandırma yönünde ağır bir sosyal ihtiyacın olması halinde haklı çıkarılabilir.



İfade özgürlüğünün kullanılmasını devletin engellememesi (negatif yükümlülük), ifade özgürlüğünün korunması açısından yeterli sayılmamaktadır. İfade özgürlüğünün kullanılabilmesi için gereken tedbirleri almakla da taraf devletler yükümlüdür (pozitif yükümlülük).İfade özgürlüğünü kullanan bireyin vücut bütünlüğüne ve mal varlığına yapılan saldırı ve tehditleri önleme, bu saldırı ve tehditlerin kaynağı ile ilgili gerekli araştırmaları yapmakla taraf devletler yükümlüdür. Süreli ve süresiz yayınların dağıtımının engellenmesini önleme taraf devletlerin yükümlülükleri arasındadır.



İfade özgürlüğünün sınırlandırılabilmesi için ifadenin şiddeti teşvik etmesi ve desteklemesi yeterli sayılmamakta, bu tür bir ifadenin kamu düzeni açısından açık ve mevcut bir tehlikeye yol açması da gerekmektedir. Şiddete yapılan genel bir çağrı, yakın bir zamanda kanunsuzluk doğurma kabiliyetine haiz değilse, yer, zaman belirtmemişse, ülkede var olan şiddete dolaylı veya doğrudan bir referansta bulunulmamışsa ifade özgürlüğünün koruma alanı içerisindedir.



İfade özgürlüğü, Avrupa insan hakları koruma sisteminin en önemli unsurlarından birisini oluşturmaktadır. 1998 yılında yeniden yapılanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ifade özgürlüğüne verdiği önemi sembolik olarak göstermek amacıyla ilk kararını ifade özgürlüğü konusunda vermiştir.

İfade özgürlüğü, bireylerin tek tek düşüncelerini açıklayabilme özgürlüğünü kapsadığı gibi, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, dernek veya siyasi parti faaliyetleri yoluyla düşüncelerin toplu olarak ifade edilmesini de kapsar.

ifade özgürlüğü, sadece yazılı basınla değil, aynı zamanda görsel basınla da ilgilidir. Her türlü beyan (ticari reklam içerenler de dahil) ifade özgürlüğünün güvencesi altındadır. İfadeyi iletmek için kullanılan vasıtalar, radyo, televizyon gibi, güvence sistemi içindedir. İletilen bilginin içeriği siyasi, kültürel, ekonomik, ticari, artistik vs. olabilir. İfade özgürlüğü, bilgi ve fikir alma ve sahip olunan bilgi ve fikirleri yayma özgürlüğü olmak üzere iki boyuttan oluşmaktadır.



Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ifade özgürlüğünün temel prensiplerini ortaya koymuştur. Buna göre; ifade özgürlüğü demokratik toplumun temel taşlarından birisidir. İfade özgürlüğü, sadece onaylanan veya incitici olmayan görüş ve bilgilerin açıklanmasını değil aynı zamanda inciten, şok eden, rahatsızlık veren düşüncelerin açıklanmasını da içerir. Çünkü, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik olmadan demokratik toplum olamaz.



Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olma yönünde siyasi iradesini ortaya koyması, her alanda olduğu gibi demokrasi ve İnsan hakları konularında da Avrupa Birliği standartlarına uyum ihtiyacını gündeme getirdi. Bu ihtiyaç aynı zamanda insan kişiliğinin birinci değer olduğu varsayımının Türkiye'nin temel referansı olduğunun Bakanlar Kurulu tarafından Avrupa Birliği'ne sunulmak üzere kabul edilen Ulusal Programın önsözünde açıkça ifade edilmiş olması umut vericidir.

Türk demokrasisinin temel sorun alanlarından olan ifade özgürlüğü konusunda bu özgürlüğün kullanımına engel oluşturan normların kaldırılması, ifade özgürlüğünün geliştirilmesine yönelik anayasal, yasal ve idari güvencelerin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir. Bazı düşüncelerini açıkladıklarından dolayı cezaevlerinde bulunan kişilerin af /erteleme kanunlarıyla özgürlüklerine kavuşturulmaları yoluna başvurmak yerine ifade özgürlüğünü sınırlandıran normların kaldırılmasına yönelik bir suç olmaktan çıkarma hareketinin başlatılması gerekmektedir. Yargının ifade özgürlüğü konusunda duyarlılığının arttırılması da gerekmektedir.

Türkiye’de İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü
Kamuoyu Araştırması



Araştırma, Türkiye’yi temsil edecek bir örneklem üzerinde, toplam 15 ilde, 3060 kişi ile yüz yüze görüşülerek yapılmıştır. Araştırmada, açık ve kapalı uçlu sorulardan oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamındaki iller şunlardır: İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir, Manisa, Adana, Mersin, Ankara, Konya, Samsun, Trabzon, Erzurum, Van, Diyarbakır ve Gaziantep. Araştırmanın alan uygulaması, 15-30 Ekim 2002 tarihleri arasında yapılmıştır.



1)Size göre, Türkiye’de insan hakları ihlalleri yaygın mıdır?

2)Temel hak ve özgürlüklerinizin kısıtlandığını hissediyor musunuz?

3) Size göre, Türkiye’de insanlar düşüncelerini özgürce ifade edebiliyor mu?

4)“İnsanların düşüncelerini açıklamaları hiçbir şekilde suç olmamalıdır” görüşüne katılıyor musunuz?

5)Size göre, aşağıda sıralananlar, Türkiye’de insan haklarını ihlal ediyor mu, etmiyor mu?

6)Türkiye’de mahkemeler, kanunları adil ve tarafsız olarak uyguluyor mu?

7)Haklı olduğunuz bir dava, Türkiye’deki mahkemelerde aleyhinize sonuçlanırsa, bunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürür müsünüz?

 

  GERİ