|
İnsan
haklarını, tüm insanların sadece insan olmaları nedeniyle yararlanabileceği
hakları olarak ifade edebiliriz.Ancak İnsan Özgürlük ve İnsan Hakları
kavramları arasındaki farklılıklar vardır.
TARİHÇE
•1789 Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Evrensel Bildirisi
•18. yy. sonlarına Amerikan Haklar Bildirileri
•19 yy. da köleliğin ve köle ticaretinin yasaklanmasını amaçlayan sözleşme
•2. Dünya Savaşı sonrası
•ABD Başkanı Franklin Roosevelt’in ünlü “dört özgürlük” demeci
- Söz ve İfade Özgürlüğü
- Vicdan Özgürlüğü
- Yoksulluktan Kurtulma Özgürlüğü
- Korkudan Kurtulma Özgürlüğü
•26 Haziran 1945 Birleşmiş Milletler Kurucu Antlaşması
Birleşmiş Milletlerin Amaçları:
Irk, cinsiyet, dil veya din farkı gözetilmeksizin herkesin insan haklarına
ve temel özgürlüklerine karşı saygıyı geliştirerek ve teşvik ederek uluslar
arası işbirliğini sağlamaktır.
•Kurucu Antlaşma dışındaki bildiri ve Antlaşmalar da mevcuttur. Bunlar:
- İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
- Kişisel ve Siyasal Haklara ilişkin
Uluslararası Sözleşme
- Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara
İlişkin Uluslararası Sözleşme
•Bölgesel Amaçlı 1949 yılında kurulan Avrupa Konseyi
Avrupa Konseyi’nin Amacı:
Daha güçlü bir Avrupa Birliği için;
1.)Parlamenter demokrasi ilkelerini ve insan haklarını korumak,
2.)İnsani değerleri canlı tutmak ve geliştirmektir.
•Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
•Avrupa Sosyal Şartı
•İşkencenin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi
TÜRKİYE’DE İNSAN HAKLARI
•Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (1985)
•Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (1954)*
•Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna Kişisel Başvuru Hakkı (1987)
•Avrupa İnsan Hakları Divanının Zorunlu Yargı Yetkisi (1990)
•Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi (1988)*
•İşkencenin Önlenmesi Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (1988)
•Avrupa Sosyal Şartı (1989)*
•AGİT Paris Şartı (1990)
•BM Çocuk Hakları Sözleşmesi (1994)
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ
Konsey üyesi ülkelerin Dışişleri bakanlarınca 4 Kasım 1950 yılında
imzalanan, 10 devletin onaylamasından sonra 3 Eylül 1953 yılında yürürlüğe
giren ve 10 Mart 1954 yılında Türkiye tarafından kabul edilen bir
sözleşmedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Kişi ve Siyasal haklar
ayrıntıları ile incelenmiştir. AİHS İnsan Hak ve Özgürlüklerinin korunmasını
sağlamak amacıyla bir de denetim mekanizması geliştirmiştir.
•İnsan Hakları Komisyonu
•İnsan Hakları Mahkemesi
•Bakanlar Komitesi
İNSAN HAKLARI KOMİSYONU
• Komisyon üyeleri Bakanlar Komitesince 6 yıl için seçilirler.
• Komisyonun görevlerinin bir kısmı yargısal bir kısmı ise siyasal ve
diplomatik niteliktedir.
• Komisyon çalışmalarını bir raporla sonuçlandırır ve Bakanlar komitesine
yada Adalet Divanına gönderir.
İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
• AK üyesi devletlerin sayısı kadar yargıçtan oluşur.
• Avrupa Parlamentosu tarafından 9 yıl için seçilirler ve 1/3 ü her yıl
değişir.
• Denetim mekanizmasının yargılama organıdır.
• İnsan Hakları Mahkemesi’ne doğrudan başvuru yapabilme olanağı yoktur.
• İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları kesindir.
BAKANLAR KOMİTESİ
• Üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşur ve Avrupa Konseyi’nin karar
organıdır.
•Komisyonun çalışmalarının ve aldığı kararların kesinleşmesi için Bakanlar
Komitesinin 2/3 çoğunlukla kararı gerekir.
• Komitenin karar alabilmesi için raporun Adalet Divanına götürülmemiş
olması gerekir.
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN İLKELERİ
• Bazı haklar mutlak bir niteliğe sahipti, hiçbir surette kısıtlanmaları söz
konusu değildir.
• İnsan Haklarının korumasından sadece ülke vatandaşları değil aynı zamanda
ülkedeki yabancılar, mülteciler ve vatansızlarda yararlanır.
• Sözleşmeden yararlanmada herkes eşit haklara sahiptir.
• Sözleşme ile tanınan haklar savaş yada genel tehlike durumlarında sadece
durumun gerektirdiği ölçüde sınırlanabilir. insan hakları sözleşmesi ile
güvence altına alınan hak ve özgürlükleri de şu şekilde sıralamamız
mümkündür;
1.) Yaşama Hakkı
2.) İşkence Yasağı
3.) Kölelik,kulluk ve Angarya Yasağı
4.) Özgürlük ve Kişi Güvenliği Hakkı
5.) Adil Yargılama Hakkı
6.) Suç ve Cezaların Kanuniliği
7.) Özel Hayat, Aile Yaşamına Saygı, konut ve haberleşme özgürlüğü
8.) Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü
9.) Düşünceyi Açıklama Özgürlüğü
10.) Toplanma, dernek ve sendika kurma hak ve özgürlüğü
11.) Herkesin evlenme ve Aile kurma özgürlüğü
12.) Bağımsız mahkemelere başvurarak hak arama özgürlüğü
Yine bu özgürlüklere ek olarak Türkiye’nin de taraf olduğu protokoller ile
tanınan özgürlükler ise;
•Mülkiyet Hakkı
•Eğitim ve Öğretim Hakkı
•Serbest Seçim Yapma Yükümlülüğü’dür.
AİHS DENETİMİ
AİHS ile getirilen hak ve özgürlükler sözleşmeye taraf olan devletlerin
ortaklaşa güvence denetimi altındadır. Taraf devletlerce insan haklarına
yönelik ihlallere karşı iki tür başvuru yolu vardır.Bunlar;
•Devlet Başvurusu
•Bireysel Başvuru
DEVLET BAŞVURUSU
Sözleşmeye taraf olan devletlerin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini
yerine getirmelerini sağlamak amacıyla herhangi bir taraf devlet, AK Genel
Sekreteri aracılığı ile İnsan Hakları Komisyonuna başvuruda bulunabilir.
Bu başvurunun nedeni, Sözleşmeden kaynaklanan özgürlüklerin ortaklaşa
korunması gereğidir.
BİREYSEL BAŞVURU
Bireysel başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle sözleşmeyi ihlal eden
devletin bireysel başvuru hakkını tanımış olması gereklidir. Kişiler, kişi
toplulukları ve hükümet dışı kuruluşlar bireysel başvuruda bulunabilirler.
Bireysel başvurunun yapılmasından sonra İnsan Hakları Komisyonu, sözleşme
ile güvence altına alınan hakların ihlal edilip edilmediğini kontrol ederek
başvuruyu ret yada kabul eder.
GENEL OLARAK;
Devlet ve Bireysel başvurularda bulunulabilmesi için öncelikle o konu ile
ilgili iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gereklidir. İç hukuk yollarının
tüketilmesinden sonra başvuru süresi 6 aydır. İç hukuk yollarının
tüketilmesi koşulu başvurunun yapılabilmesinin ön koşuludur.
Başvuru ön koşullar açısından kabul edilirse özüne yönelik olarak inceleme
başlar ve inceleme adalet divanında gerçekleştirilir, divan sözleşmenin
çiğnenip çiğnenmediği konusunda karar verir.
İÇ HUKUKTAKİ YERİ
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin bir ülkenin hukuk sistemi içindeki yerini
belirlemede, sözleşmenin üstünlüğü hususunun taraf devletlere bırakıldığını
söylemek mümkündür.Bu durum ise uygulamada farklı sonuçların ortaya
çıkmasına neden olmuştur.
Bazı devletler sözleşmeyi doğrudan iç hukuklarında uygulamışlar ve
sözleşmeye yasa, yasa-üstü ve anayasal değer kazandırmışlardır. Bazı
devletler ise sözleşmeyi iç hukuklarına hiç aktarmamış ve uygulamamıştır.
SÖZLEŞMENİN TÜRK HUKUK SİSTEMİ İÇİNDEKİ YERİ
Türk Hukuk Sistemi içinde yer alan İnsan Hakları Sözleşmesinin bir takım
özellikleri vardır. Bunlar;
•Sözleşme iç hukukun bir parçasıdır ve ayrıcalıklı bir yere sahiptir.
•Sözleşme iç hukukta kendiliğinden uygulanır.
•Sözleşmenin Anayasaya aykırılığı ileri sürülemez.
•Sözleşmenin yasaya aykırılığı da ileri sürülemez.
•Antlaşmanın yasa değerinde olması antlaşmanın yasa olduğu anlamına gelmez.
•Sözleşme ile diğer ulusal hukuk kuralları arasında çatışma olması durumunda
yargıcın sözleşme kurallarına üstünlük vermesi beklenir.
TÜRKİYENİN SÖZLEŞME KARŞISINDAKİ DURUMU
Sözleşme Türkiye tarafından 10 Mart 1954 tarihinde onaylanmış ve bu sözleşme
ile Türkiye hem kendi vatandaşlarına karşı hem de ülkede bulunan yabancı
vatandaşlara karşı insan hakları ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik
önemli yükümlülükler altına girmiştir.
TÜRKİYENİN SÖZLEŞMEYE KATILIMI
Türkiye’nin yakın zamana kadar AİHS ne katılması “eksik bir katılma”
niteliğinde idi. Çünkü, Türkiye İnsan Hakları Komisyonuna Bireysel Başvuru
hakkını ve İnsan Hakları Mahkemesinin zorunlu yargı yetkisini tanımamıştır.
Ancak ilerleyen zamanda ve değişen şartlara bağlı olarak Türkiye Sözleşmenin
Bireysel Başvuru hakkını düzenleyen 25. maddesini ilk olarak 28 Ocak 1987
tarihli bildirimiyle üç yıllık bir süre için kabul etmiş ve daha sonra bu
süre 3 kez uzatılmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yargı Yetkisi Türkiye tarafından 25 Eylül
1989 tarihinde kabul edilmiştir. Bu sayede sözleşme ile getirilen koruma
sistemi Türkiye tarafından 33 yıl sonra kabul edilmiş olmaktadır.
AVRUPA İNSAN HAKLARI KOMİSYON ve DİVANI’NA TÜRKİYE ALEYHİNE YAPILAN
BAŞVURULAR
İşkence, kötü muamele ve diğer nedenlerle AİH Komisyon ve Divanı’na Türkiye
aleyhine , Nisan 1998 itibariyle 2020 başvuru yapılmıştır. Bunlardan;
205’i Kamulaştırma
847’si Güney Kıbrıs Rum Kesimi Başvurusu
179’u İşkence ve Kötü Muamele
86’sı Kayıp Kişiler ve Faili Meçhul
48’i Makul Süre Aşımı
60’ı Düşünce Özgürlüğü
3’ü Dernek Kurma
6'sı Siyasi Parti Kapatma olayları gerekçe gösterilerek yapılan
başvurulardır.
Bu başvuruların;
503 tanesi sonuçlanmış,
1517 tanesi ise işlemdedir.
Sonuçlanmamış olan 1517 başvurunun;
719 tanesi henüz hükümete tebliğ edilmemiş,
798 tanesi ise tebliğ edilmiş olup savunmaları sürmektedir.
İŞKENCENİN ve İNSANLIK DIŞI ONUR KIRICI DAVRANIŞ ve
CEZANIN ÖNLENMESİ AVRUPA SÖZLEŞMESİ
İşkence’nin yasaklanmasına yönelik olarak yapılan çalışmalar 1980 yılında
başlamış ve adı geçen sözleşme 26 Haziran 1987 yılında Bakanlar Komitesinde
kabul edilerek 1989 yılında yürürlüğe girmiştir.
Türkiye ise sözleşmeyi 26 Şubat 1988 yılında onaylamıştır. Bu sözleşme
İşkenceyi yasaklamakla kalmayıp bir de denetim sistemi getirmiştir.
SÖZLEŞMENİN İÇERİĞİ
Sözleşmenin temel amacı;
1.) Özgürlüklerinden mahrum bırakılan, hürriyetleri kısıtlanmış kişilerin
bulunduğu yerlere ziyaretler yapmak
2.) Bu kişilerin genel durumlarının ve bulundukları koşulların
değerlendirilmesinin yapılması
3.) Kişilerin tutukluluk durumlarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların
gerçekleştirilmesidir.
İŞKENCE KOMİTESİNİN ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ
•Ziyaret programları komite tarafından düzenlenecektir . Ancak bu ziyaretler
periyodik, haberli veya habersiz gerçekleştirilebilir.
•Ziyaretin gerçekleştirildiği ülke, komite çalışanlarına gerekli
incelemeleri ve ziyaretleri gerçekleştirebilmeleri için her türlü kolaylığı
sağlamak zorundadır. Ancak Mili Güvenlik ve Kamu Güvenliği gibi konular söz
konusu olduğu zaman İlgili devlet ziyarete itirazda bulunabilir.
•Komite çalışanları ziyaretleri sonrası yapmış oldukları gözlemlerini rapor
haline getirirler ve gerekirse raporu ilgili devlete gönderirler.
•Komitenin çalışmalarında gizlilik esastır. Ancak ilgili devlet,
hürriyetleri kısıtlanmış kişilerin durumlarında iyileştirme yapılmasına
yönelik olarak yapılan komite tavsiyelerini reddettiği ve bu kararında
direndiği taktirde raporla ilgili kamuya açıklama yapılacaktır.
AVRUPA İŞKENCEYİ ÖNLEME KOMİTESİ ve TÜRKİYE
Türkiye bu sözleşmeye 1988 yılında taraf olmuştur. Bu tarihten günümüze
Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi farklı tarihlerde ülkemize 9 ziyaret
gerçekleştirmiştir. İlk iki ziyaret işkence ve kötü muamele yapıldığı
yolundaki yoğun iddialar üzerine ve şartlar gerektirdiği için planlı olarak
gerçekleştirilmiştir.
•Komitenin 1992 yılında yaptığı ziyaretleri sonrasında daha önceki ziyaret
raporlarında yer alan tespit ve tavsiyeler ile ilgili olarak hükümetimizce
alınan önlemlerin yetersiz olduğu kanaatine varılmış ve kamu açıklaması
yapılmıştır.
•Daha sonraki süreçte komite tarafından yapılan ziyaretler sonrasında
sunulan önerilere ilişkin olarak hükümetimizce yapılan çalışmalar
doğrultusunda komiteye sunulan görüş ve çalışmalarımıza rağmen komite
ülkemiz hakkında 1996 yılında ikinci bir kamu açıklaması yapmıştır.
AVRUPA İŞKENCEYİ ÖNLEME KOMİTESİNİN ÜLKEMİZE YÖNELİK TESPİT VE TAVSİYELERİ
Komite ülkemize yapmış olduğu çeşitli ziyaretleri sonucu bazı tavsiyelerde
bulunmuştur. Bunlar;
•OHAL de gözaltı süreleri kısaltılmalıdır.
•4 günden daha uzun süreli gözaltı durumlarında suçlu hakim karşısına
çıkarılmalıdır.
•Uzun süreli tutukluluk hallerinde sanık 48 saatte bir doktor kontrolüne
tabii tutulmalıdır.
•DGM kapsamına giren suçların gözaltı süresi 15 günden daha az olmalıdır.
•Ceza Muhakemeleri Usul Kanununda belirtilen güvenceler DGM kapsamına giren
suçlara da uygulanmalıdır.
•Sağlık raporlarının savcıya ve ilgili yerlere güvenli bir şekilde
ulaştırılmalıdır.
•Nezarethanelerin fiziki koşulları iyileştirilerek Avrupa standartlarına
çıkarılmalıdır.
•Gözaltına alınanlara verilmek üzere haklarını içeren formlar verilmelidir.
•Gözaltına alınanlar doktor muayenesinden geçirilmelidir.
•Toplu suçlar için gözaltı süresi 4 güne indirilmelidir.
•İşkence suçları için öngörülen cezalar artırılmalıdır.
•İşkence altında alınan ifadelerin delil sayılamayacağı kanunlarla kabul
edilmelidir.
•Güvenlik güçleri İnsan Hakları konusunda eğitilmelidir.
•Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yargı alanında bulunan suçlardan dolayı
yargılanan suçluların kötü muameleye karşı yasal güvenceleri artırılmalıdır.
•Görevlilere sorgulamayı nasıl yapacaklarına dair açık talimat verilmeli ve
sorgulama yöntemleri belirlenmelidir.
İNSAN HAKLARI ALANINDA YAPILAN YASAL ve İDARİ DÜZENLEMELER
İnsan Haklarının korunması ve geliştirilmesi açısından birçok düzenleme
gerçekleştirilmiştir. Bunlardan bazıları;
•Yasaklanan siyasi faaliyetleri serbestleştiren Anayasal değişiklikler
yapılmıştır.
•İnsan Haklarını geliştirmek için öneriler getirmek üzere 1990 yılında bir
Meclis Komisyonu kurulmuştur.
•1991 yılında Ceza Kanununun dinsel ve ideolojik propagandayı yasaklayan
maddeleri kaldırılmıştır.
•Türkçe dışındaki dillerle yayın serbestisi getirilmiştir.
•Gözaltı sürelerinin indirilmesi ve gözaltı koşullarının iyileştirilmesi
konularında Ceza Muhakemeleri Usul Kanununda düzenlemeler yapılmış ve bu
yolla mevcut durum çağdaş seviyeye ulaştırılmıştır.
•1993 yılında yapılan Anayasal değişikliklerle özel radyo ve TV’ler serbest
hale getirilmiştir.
•İnsan Hakları dersleri okul müfredat programına eklenmiş ve güvenlik
güçlerinin, ceza evi personelinin ve diğer kamu görevlilerinin eğitimine
yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir.
•1995 yılında Terörle mücadele Kanununda yapılan düzenlemelerle propaganda
faaliyetlerine yumuşama getirilmiştir.
Temmuz 1995 yılında yapılan anayasa değişikliği ile;
1.) Derneklerin ve sendikaların siyasete katılmaları,
2.) Yurt dışında yaşayan vatandaşların ve mahkumların oy kullanmaları,
3.) Seçmen yaşının 18’e indirilerek gençlerin demokratik hayata
katılabilmelerini sağlayan düzenlemelere gidilmiştir.
•1996 yılında DGM’lerin yetki alanı daraltılmıştır.
•OHAL uygulaması kademeli olarak kaldırılmıştır.
•Yasalarda yapılan değişikliklerle gözaltı süreleri Avrupa uygulamalarına
uyumlu hale getirilmiştir.
Yine 1995 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile ;
1.)Memurlara sendikal faaliyetlere katılma hakları tanınmıştır.
2.)Kooperatiflerin siyasi faaliyette bulunma yasağı kaldırılmıştır.
3.)Kamu kurumları niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının siyasi faaliyette
bulunmalarına imkan sağlanmıştır.
4.)YÖK da yapılan değişiklikle Öğretim elemanları ve öğrencilerin siyasi
partilere üye olması ve bu partiler bünyesinde görev almalarına imkan
sağlanmıştır.
5.)Dernekler Kanununda yapılan değişiklik ile derneklere siyasi faaliyette
bulunma imkanı tanınmıştır.
İNSAN HAKLARI ALANINDA İÇİŞLERİ BAKANLIĞINCA YAPILAN ÇALIŞMALAR
1.) TEŞKİLATLANMA
1988 yılında Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Başkanlığı bünyesinde İnsan
Hakları ile ilgili çalışmalar yapmak üzere İnsan Hakları ve Uluslar arası
Kuruluşlar Dairesi Başkanlığı oluşturulmuştur. Ayrıca bu daire ile
koordinasyon halinde çalışmak üzere Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde
1994 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde 1995 yılında “İnsan Hakları
Şubesi” oluşturulmuştur.
2.) İŞKENCEYİ ÖNLEME KOMİTESİNİN ZİYARETLERİ
İşkenceyi önleme komitesinin ülkemize yapacağı ziyaretler öncesinde ve
sonrasında bir takım çalışmalar gerçekleştirilerek Komitenin yetkileri ,
çalışma usulleri sözleşme ile Türkiye’nin üstlenmiş olduğu sorumlulukları
hakkında teşkilat çalışanları bilgilendirilmişlerdir.
3.) AYLIK RAPOR ve İSTATİSTİKLER
İnsan Hakları açısından haklarında adli ve idari işlem yapılan personele ait
istatistiksel bilgiler her ay düzenli olarak Başbakanlığa ve Dışişleri
Bakanlığına gönderilmektedir.
4.) GÖZALTI SÜRELERİ
CMUK ve DGM Kanunlarında yapılan değişiklikler ile gözaltı süreleri büyük
oranda değiştirilmiş ve Avrupa standartlarına uygun hale getirilmiştir.
5.) GÖZALTI KOŞULLARININ DÜZELTİLMESİ
Gözaltı yerlerinin fiziki koşullarının düzeltilmesine yönelik çalışmalar
sürdürülmektedir. Bu çalışmalar çerçevesinde Jandarma Genel Komutanlığı
bünyesinde 313 adet, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde ise 1961
nezarethanenin Uluslar arası standartlara uygun hale getirilmesi mümkün
olmuştur. Ayrıca 250 Karakolda yeni nezarethane yapılması planlanmaktadır.
Ayrıca uluslar arası sözleşmelere uygun olarak gözaltı ve sorgulama
yapılabilmesi için Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde “Gözaltı,Sorgulama ve
İfade Alma Talimatnamesi” ile Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde
“Gözaltı, Sorgulama ve İfade Alma Yönergesi” hazırlanmıştır.
6.) DOKTOR RAPORLARININ ALINMASINDA UYULACAK ESASLAR
Sağlık Bakanlığınca hazırlanan Adli Rapor Formları İçişleri Bakanlığı
Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından taşra
teşkilatına genelge edilmiştir.
7.) GENELGELER
İçişleri Bakanlığı’nca İnsan Haklarına verilen önemin bir göstergesi olarak
ve konunun öneminin tüm teşkilat çalışanlarınca kavranabilmesi amacıyla çok
sayıda genelge yayınlanmıştır.
8.) TAKİP ve DENETİM
İçişleri Bakanlığının sorumluluk alanında bulunan konularda İnsan Hakları
ile ilgili olarak gerekli çalışmaların yapılıp yapılmadığına ilişkin olarak
Bakanlığın teftiş birimleri aracılıyla, özellikle Bakanlığın Mülkiye Teftiş
Kurulu’nun çalışmaları ile takip ve denetimler yapılmaktadır.
9.) GÖZALTINA ALINANLARA HAKLARINI BİLDİRECEK FORMLAR
Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesinin tavsiyeleri doğrultusunda gözaltına
alınan kişilere haklarını bildirmek amacıyla çeşitli dillerde broşürler
hazırlanmıştır.
10.)PESONELİN İNSAN HAKLARI ALANINDA EĞİTİMİ
Bakanlık bünyesinde personele verilen İnsan Hakları Eğitimi hem polis ve
jandarma okullarında müfredata konulan dersler aracılığıyla hem de değişik
tarihlerde düzenlenen seminerler vasıtasıyla dönemsel olarak
sürdürülmektedir.
1996 ve 1997 yıllarında yapılan İnsan Hakları Seminerleri kapsamında 37
İlimizde görev yapmakta olan 383 Mülki İdare Amiri ve 149 üst düzey emniyet
ve jandarma görevlisi olmak üzere 532 personel İnsan Hakları alanında
eğitime tabi tutulmuştur.
Ayrıca 20 Personelin Avrupa Konseyine üye ülkelere gönderilmesi
kararlaştırılmış ve bu kapsamda 14 güvenlik görevlisi yurt dışına
gönderilmiştir.
11.)GÖZALTI İZLEME BİRİMLERİ
İnsan Hakları ile ilgili olarak ülkemize yöneltilen en ağır suçlamalar
gözaltında kayıp konusundan kaynaklanmakta ve bu durum ülkeye mal
edilmektedir. Bu nedenle bu iddiaları asılsız çıkarmak için “Gözaltı İzleme
Birimleri” adının taşıyan birimler oluşturulmuştur.
12.)KAYIP KİŞİLERİ ARAMA BÜRO AMİRLİĞİ
İçişleri Bakanlığınca gerçekleştirilen bir diğer uygulamada kayıp şahısların
bulunmasına yönelik olarak yapılan çalışmalardır. Bu nedenle 1996 yılında
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde “Kayıp Kişileri Araştırma Büro Amirliği”
kurulmuştur. Bu kapsam da birde gezici merkez oluşturulmuştur.
13.) İNSAN HAKLARI KOORDİNATÖR ÜST KURULU ÇALIŞMALARI
İnsan Hakları ile ilgi olarak hükümetlerin koymuş olduğu hedeflerin
gerçekleştirilmesi için faaliyetlerde bulunmak ve ilgili birimler tarafından
insan Hakları konusunda yapılacak çalışmaları izlemek üzere İnsan Hakları
konularında görevli Devlet Bakanının başkanlığında Başbakanlık, Adalet
Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı
ile Sağlık Bakanlığı Müsteşarlarından oluşan “İnsan Hakları Koordinatör Üst
Kurulu” adında bir kurul oluşturulmuştur.
|